Hızlı Erişim
  • 09 Haziran 2026

“Kentler Susamadan: Suyun Geleceği İçin Kurakçıl Peyzaj ve Türkiye Su Atlası Programı” Kapsamında Düzenlenen Panelde “Bitki Rehberlerimizi” Anlattık..

Tarım ve Orman Bakanlığı, Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Kentler Susamadan: Suyun Geleceği İçin Kurakçıl Peyzaj Programı ve Türkiye Su Atlası Programı” Ankara’da gerçekleştirildi. Program kapsamında düzenlenen panelde, Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (UNCCD) Türkiye Ulusal Odak Noktası ve Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürü Prof. Dr. Kasım Yenigün, Genel Müdürlüğümüz tarafından tamamlanan “Kent Kimliğini Yansıtacak ve İklim Değişikliğine Uyum Sağlayabilecek Doğal Odunsu Bitki Rehberleri Projesi” hakkında katılımcılara bilgi verdi.

İklim Değişikliğine Uyum İçin Yeni Bir Yaklaşım

Konuşmasında iklim değişikliğinin kentler üzerindeki etkilerine dikkat çeken Prof. Dr. Kasım Yenigün, artan kuraklık, su stresi, aşırı sıcaklıklar ve yükselen bakım maliyetlerinin kent peyzajında yeni yaklaşımları zorunlu hale getirdiğini belirtti.

Türkiye’nin farklı iklim bölgelerinde yer alan şehirlerinde çoğu zaman benzer bitki türlerinin kullanıldığına işaret eden Yenigün, her kentin kendi iklim ve ekolojik koşullarına uygun bitki türleriyle planlanmasının hem çevresel hem de ekonomik açıdan daha sürdürülebilir sonuçlar doğuracağını ifade etti.

Bu kapsamda hazırlanan doğal odunsu bitki rehberleriyle, tüm il ve ilçelerde daha az su tüketen, kuraklığa dayanıklı, karbon tutma kapasitesi yüksek ve kentlerin doğal kimliğini yansıtan türlerin kullanımının yaygınlaştırılmasının hedeflendiğini belirtti.

Bilimsel Temelli ve Uygulamaya Yön Veren Bir Rehber

Projeye 30’dan fazla üniversiteden 70’in üzerinde akademisyenin katkı sağladığını vurgulayan Yenigün, hazırlanan rehberlerin yalnızca bir peyzaj çalışması değil; iklim değişikliğine uyum, su verimliliği, biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir şehirleşme açısından stratejik bir araç niteliği taşıdığını ifade etti.

Türkiye’nin yaklaşık 12 bin bitki taksonu ve 3 binden fazla endemik türle dünyanın en zengin floralarından birine sahip olduğunu belirten Yenigün, bu doğal zenginliğin şehir peyzajlarında daha etkin değerlendirilmesini amaçladıklarını söyledi.

Ayrıca projeye sağladıkları katkılar dolayısıyla Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğüne teşekkür eden Yenigün, Nuh’un Gemisi Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Veri Tabanı verileri ile bitki fotoğraflarının çalışmanın bilimsel altyapısını güçlendirdiğini ifade etti.

Karekod Sistemi ile Bilim Sahaya Taşınıyor

Projenin en yenilikçi yönlerinden birinin karekod uygulaması olduğunu belirten Yenigün, belediye personeli, peyzaj mimarları ve uygulayıcı ekiplerin karekodları kullanarak bulundukları ilçe için önerilen bitki türlerine doğrudan erişebildiğini ifade etti ve bu sayede bilimsel verilerin yalnızca akademik kaynaklarda kalmayıp sahada uygulanabilir bilgiye dönüştürüldüğünü vurgulayarak, rehberlerin kentler için aynı zamanda birer iklim uyum rehberi niteliğinde olduğunu söyledi.

“Doğru Bitki Seçimi Aynı Zamanda Bir Su Yönetimi Kararıdır”

“Kurakçıl peyzaj anlayışının temelinde doğru tür seçiminin yer aldığını belirten Yenigün, doğal ve kuraklığa dayanıklı türlerin tercih edilmesinin sulama ihtiyacını azalttığını, su kayıplarını düşürdüğünü ve kentlerin kurak dönemlere karşı direncini artırdığını ifade etti.

Doğal türlerin bulundukları coğrafyanın iklim ve toprak koşullarına binlerce yıl boyunca uyum sağlayarak geliştiğini belirten Yenigün, bu türlerin daha az bakım gerektirdiğini, hastalık ve zararlılara karşı daha dirençli olduğunu ve belediyelerin bakım maliyetlerini önemli ölçüde azaltabildiğini ifade ederek “Doğru bitki seçimi yalnızca bir peyzaj kararı değil, aynı zamanda bir su yönetimi kararıdır” bugün yapılan bitki tercihlerinin şehirlerin önümüzdeki onlarca yıl boyunca su tüketimini doğrudan etkilediğine dikkat çekti.

Karbon Yutak Alanları ve İklim Dirençli Şehirler

Konuşmasında karbon yutak alanlarının önemine de değinen Prof. Dr. Kasım Yenigün, karbon tutma kapasitesi yüksek bitki türlerinin tercih edilmesinin sera gazlarının azaltılmasına, kentsel ısı adası etkisinin düşürülmesine, hava kalitesinin iyileştirilmesine ve şehirlerin iklim değişikliğine karşı direnç kazanmasına katkı sağladığını ifade etti.

Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi, Paris Anlaşması kapsamındaki yükümlülükleri ve Çölleşmeyle Mücadele Ulusal Stratejisi doğrultusunda karbon yutak alanlarının güçlendirilmesinin öncelikli hedefler arasında yer aldığını belirten Yenigün, son yıllarda kampüsler, askeri alanlar ve benzeri orman dışı alanlarda gerçekleştirilen bitkilendirme çalışmalarının bu hedeflere önemli katkı sunduğunu vurguladı.

Kentlerin yalnızca yapılardan ibaret olmadığını ifade eden Yenigün, doğal peyzajın kent hafızasının ve kimliğinin önemli bir parçası olduğunu belirterek, proje ile şehirlerin doğal karakterlerinin yeniden görünür kılınmasının amaçlandığını söyledi.

Yeşil Ruhsat Sistemine İlişkin Bilgiler Paylaşıldı

Program kapsamında, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından geliştirilen Yeşil Sertifika Sistemi (YeS-TR) ve Yeşil Ruhsat (YeR-TR) uygulamalarına ilişkin bilgiler paylaşıldı. Türkiye’nin yerel iklim, coğrafya ve malzeme koşulları dikkate alınarak geliştirilen YeS-TR sistemi ile binaların çevre dostu, enerji verimli ve su tasarruflu özelliklere sahip olması teşvik edilirken, yapılı çevreden kaynaklanan emisyonların azaltılması hedefleniyor.

Yeşil Ruhsat sistemi ise YeS-TR yaklaşımını arazi ve ekosistem ölçeğine taşıyan tamamlayıcı bir araç olarak geliştirildi. Sistem; gönüllü belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve ilgili paydaşlar tarafından gerçekleştirilen ağaçlandırma, yeniden ağaçlandırma ve ekosistem restorasyonu çalışmalarının, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi, iklim değişikliğine uyum politikaları ve arazi bozunumu nötrlüğü ilkeleriyle uyumunu değerlendiren ulusal bir mekanizma olarak tasarlandı.

Bu kapsamda YeS-TR ile yapılı çevrede emisyonların azaltılması amaçlanırken, Yeşil Ruhsat sistemiyle karbon yutak alanlarının artırılması ve doğal alanlar aracılığıyla atmosferden karbon uzaklaştırılmasının teşvik edilmesi hedefleniyor. Böylece iklim politikalarının iki temel unsuru olan emisyon azaltımı ve karbon tutulumunun bütüncül bir yaklaşımla desteklenmesi öngörülüyor.